Düşünüyorum da neden bazen bizler bir girdabın içinde sürekli dolanıp duruyoruz. Neden bizlere iyi gelmeyen şeylerle yaşamaya diretiyoruz kendimizi. Kazancımız ne belki de bunca kayıp varken... Batmak üzere veya batan bir gemideyiz. Gemi suların sığlarına doğru gidiyor ama sırf o gemide yaşadık, anılarımız var ve emek verdik diye gemiyi bırakamıyoruz. Oysa ki gemi battı ve sen içinde batanla birlikte onu bırakman gerektiğinin farkında olarak ayrılmıyorsun ondan. Evet konunun gemiyle ve batmasıyla bir alakası yok. Konu sensin konu benim. Konu bizim vazgeçmediklerimiz, alışkanlıklarımız, kendimizi belki de hiçe sayarak önümüze koyduklarımız ve kaybolduklarımız. Kendimden yola çıkarakta bu yazıda kısaca buna değinmek istiyorum. Çok seviyorum, çok değer veriyorum ve evet çok EMEK verdim. ama sonuç bana iyi gelmiyor ve başka bir sonuç bırakamıyorum. Farkında mısın iki türlüsü de sadece bana zarar veriyor. Acı olan da bu farkında olmak. Bazen farkında olmak olan şeyden daha ...
Birkaç yıl öncesinde tek başına yaşamayı, sinemaya gitmeyi hatta bir yerde oturup yemek yiyip çay içeceksin deseler çok korkar hatta üzülürdüm. Aklıma bile getirmek istemez çevremi, kafamdaki sesleri başka insanlarla beraber olarak susturmaya çalışırdım. Hayatımda hiçbir zaman yalnız olmamıştım ki. Nerden bileyim o zamanlar yalnızlığı. Lisede, üniversitede, dışarıda hatta kaldığım yurtta. Hep yanımda istediğim veya istemediğim birileri olmuştur. Tanımadığım kalabalıklara karışmışımdır. Diyorum ya korkuyorum yalnız kalmaktan, kendi başıma bir şeyler yapmaktan. Hayal bile etmek istemedim. 4-5 Farklı arkadaş gruplarım, hep o tatlı, güler yüzlü ve sevecen kişi olup insanlarla iletişim kuran sosyal biriydim ben. ŞİMDİ... 24 yaşındayım. Yalnızım. Tek başıma yaşamayı öğrenmek zorunda kaldım. Tek başıma sinemaya gitmeyi, yemek yemeyi, bir kahve içmeyi, alışveriş yapmayı öğrendim. :) Ama bir gün deselerdi ki tek başına iyileşmeyi bilmeli ve öğrenmelisin. Bu mümkün değil yanımda her zaman ...