Düşünüyorum da neden bazen bizler bir girdabın içinde sürekli dolanıp duruyoruz. Neden bizlere iyi gelmeyen şeylerle yaşamaya diretiyoruz kendimizi. Kazancımız ne belki de bunca kayıp varken...
Batmak üzere veya batan bir gemideyiz. Gemi suların sığlarına doğru gidiyor ama sırf o gemide yaşadık, anılarımız var ve emek verdik diye gemiyi bırakamıyoruz. Oysa ki gemi battı ve sen içinde batanla birlikte onu bırakman gerektiğinin farkında olarak ayrılmıyorsun ondan.
Evet konunun gemiyle ve batmasıyla bir alakası yok. Konu sensin konu benim. Konu bizim vazgeçmediklerimiz, alışkanlıklarımız, kendimizi belki de hiçe sayarak önümüze koyduklarımız ve kaybolduklarımız. Kendimden yola çıkarakta bu yazıda kısaca buna değinmek istiyorum.
Çok seviyorum, çok değer veriyorum ve evet çok EMEK verdim.
ama sonuç bana iyi gelmiyor ve başka bir sonuç bırakamıyorum. Farkında mısın iki türlüsü de sadece bana zarar veriyor. Acı olan da bu farkında olmak.
Bazen farkında olmak olan şeyden daha çok acı veriyor. Çünkü yüzleşiyorsun acı gerçeğinle. Benim acı gerçeğim birinin beni sevmemesi veya değer vermemesi değil birinin sevgisi ve değeri altında bana iyi gelmeyen bir örüntüyü devam ettirmem. Sevgisi ise benim ağrı kesicim. Davranışlarıysa acım.
Düşün. Senin hayatında sana iyi gelmeyen kişiyi, o şeyi bırakamama nedenin ne? Sen bu nedeni biliyor veya farkında mısın? Ben değilim sanırım olana kadar da bu döngü içinde kırmadan yaşıyor olacağım. Ama kırma cesaretini bulduğum an tek bir şey söyleyeyim.
Gideceğim.
Affetmeden gideceğim. Bak onu çıkarmayacağım ben ordan gideceğim. Çünkü o hep kendi bataklığında yaşadı ve orda kalacak ben gittiğim yeri güzelleştireceğim onun kararttığı yerde aydınlığı bulmaya uğraşmayacağım. o bataklığında mutlu belki de ama ben şu an değilim. Bir gün olur muyum belki sürece tabii yaşıyorum fakat olmaz ise zorlamam gereken yere kadar zorladım ve elimden geleni yaptım ama daha fazlasına gerek yok diyeceğim.
Bizlerin aslında bize iyi gelmeyeni bırakamamızın temel sebebi muhakkak ordan haklı bir kazancın olmasıdır. Bir eksiklik var zarar içindeyiz ama o durum öyle bir durum ki acısının yanında kazancını da bize sunuyor ve belki de o acıya yaşamaya değer cazibeli bir hale getiriyor algımızda. Ama bir bedeli var ve evet onu ödemeye bilincili veya bilinçsiz kabul ederek yaşıyoruz.
Ama farkındasın di mi yine de mutlu değilsin. Kazanç insanı mutlu eden bir şeydir ama buradaki kazanç insanı mutlu etmiyor aksine acısını ikiye katlıyor, sana iyi gelmeyeni sanki inadına hissettirip üzerine basa basa bak iyi gelmiyor diyor. Direniyorsun, savaşıyorsun.
Kim galip gelecek ve kimin lehine olacak bu sonuç.
Umarım verdiğin savaş kendin için ve sonucu sana iyi gelecek bir savaş olur ama savaşmaktan kaçmakta hakkın unutma. Bunun zorundalığında değilsin. Çünkü bugün anladım ki bunu sanırım sadece ben kendime yaşatıyorum. O her ne olursa olsun bataklığında mutlu ve benim mutsuzluğum onun nezdinde normal çünkü o bunu anlayamayacak kadar mutsuzluğu mutluluk içinde kendine sebeplerini yaratacak kadar rahat. :) sen onu düşünürken o kendini meşgul edecek şeyleri buluyor bile sen zihninde onunla meşgulken o senin dışında şeylerle...
Sana bilişsel davranışçı terapiye dayalı bir ödev vereceğim ve şunu yapmanı isteyeceğim çünkü bunu ben de yapacağım.:) bir kağıt alacaksın sana iyi gelmeyen şeyi yazacaksın. ikiye böleceksin bir tarafta acıları bir tarafta kazançları ve her birine en az 5 madde yazacaksın ve bunları 100 üzerinden sana hissettirdiklerine göre puan vereceksin ve en son toplayacaksın her iti tarafı ayrı ayrı ve o kağıt o puanlar sana bunun en somut örneği olacak çünkü mimarı sensin. Kendi yolunu da kendin bulacaksın. Bakalım kazançların mı seni haklı kılacak yoksa acıların ne yapman gerektiğini mi söyleyecek.
Okuduğun ve dikkate aldığın için teşekkür ederim :)
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınızı ve isteklerinizi buradan bildirebilirsiniz.