Son zamanların ortalığı kasıp kavuran dizisi HEATED RIVALRY dizisini izlemeyen izlemese de duymayan duymasa da görmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum kaldıysa da ekran süresi düşüktür herhalde :)
İzlediğim en güzel Bl dramalarından biri oldu hatta ilk üçe girer benim için.
Dizinin konusuna kısaca değinecek olursam birbirine delice rakip ve sevmeyen - öyle zannedilen- :) iki buz hokeyi oyuncumuzun aralarında yaşanan sıcak temaslar -baya sıcak ama- ve rekabete değiniyor:)
Dizinin neden bu kadar çok viral olup sevildiğine dair ise birçok kişinin açıklamaları var buna oyuncuları da dahil. Bense bunun en büyük etkeninin dizinin bu kadar basit ama tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle seyircinin önünde yaşanmasına bağlıyorum.
Diziye birçok kişi erkek karakterler arasında yaşanan bir ilişki olarak bakmıyorlar aslında çünkü bu doğası gereği anormal bir şey olarak görülmüyor en azından dünyada:) yani her izleyenin kendinden bir parça bulduğu, imkansızlığı, kavuşulabilen veya kavuşulamayan ya da olmasını dilediği profilleri, yaşantıları tüm şeffaflığıyla izleyerek benimsedi. Bunu sadece karakterler nezdinde değil kişilerin kendi değerleri, paylaşımları ve kurdukları ilişkiler noktasında bizzat deneyimlenecek şeyleri izleyerek sevdiler.
Dizideki cinsel sahneler başta olmak üzere karakterler arasındaki çekim, enerji adına kimya mı dersiniz elektrik mi bilmem ama al ver dengesinin zaman zaman bozulmasıyla birlikte duygulardaki geçişin bile şeffaflığını tüm izleyiciler derinden kendileri hissetti diyebilirim. -izleyici tepkileri, yorumları-
Yani Ilya ve Shane karakterlerinin birbirlerine olan bakışı, dokunuşu, imkansızlıklar içindeki o kavuşmaları, diyalogları yer yer toksiklikleri insanların kendi yaşadıkları ilişkilerdeki derinliği görme fırsatı sunmuş oldu.
Çünkü hepimiz ilişkilerinde bazen çok mutlu bazen çok fedakar bazen çok soğuk bazen çok imkansız ya da daha çok seven, kıskanan, aldanan veya aldatan rollerinde oluyoruz. Ilya ve Shane 'de bu duyguları ve deneyimleri insanın kendisini dışarıdan izleme ve neleri yaşadığını ya da yaşayacağını görme fırsatı veriyor ve bunu bir ilişkide olabilecek en net ve belirsiz deneyimlerle hissettiriyor.
Diğer bir nokta ise dizi ilk iki bölümde karakterler üzerinden izleyenleri yoğun bir cinsel arzu ve çekime dayalı duvardan duvara serin sulardan kızgın çöllere buzlardan alev toplarına sürüklüyor. Diğer bölümlerde ise bu cinsel çekim yerini derin ve gizemli bir duygusal çekime doğru dönüşümünü yine minik minik o çekimle birlikte seyir zevkini daha yoğun hissettirmeye devam ediyor.
Bakın kurgu basit ama çok içten. Bence o basitlikte sevilmeye değer kıldı çünkü çok ütopik veya distopik olsaydı belki de bu kadar kasıp kavurmazdı. Karakterleri sadece birbirlerine duydukları arzu ve aşk ile değil arka planında, geçmişteki yaşantılarında bu profil ya da mizaçlara sahip olmasında o psikolojik ve zihinsel etkenleri de görüyoruz. Bu basitlik klişelik değil, aksine sıradanlıktan ve kalıplardan taşıran bir basitlik. Zorlama olmayan, akışında, seyir zevki yüksek ve tadında oyunculuklarla sevilen ve çok konuşulan bir dizi olmasının nedenlerinden biri bana göre.
Dizideki şarkıların sahnelerle uyumuna girmek dahi istemiyorum ama "All The Things She Said" şarkısının ikili arasındaki tüm duygu geçişlerini net bir şekilde anlatmasına da değinmeden geçemeyeceğim. -o kulüp sahnesi fena:)- bu şarkıyı duyunca diziyi izleyenlerin aklına bu sahnenin gelmemesi artık çok zor orda bir anlaşalım :)
Kısacası dizi çok tadında gayet seyir zevki yüksek ve izlemeye değer 6 bölümlük bir dizi. Sezon devamı da gelecekmiş oh mis rahatlıkla izle sabırla bekle :)
Bir sonraki yazıda da biraz biraz karakterleri psikolojik açıdan değerlendirerek işimin hakkını vereyim diyorum:)


Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınızı ve isteklerinizi buradan bildirebilirsiniz.