Son zamanların ortalığı kasıp kavuran dizisi HEATED RIVALRY dizisini izlemeyen izlemese de duymayan duymasa da görmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum kaldıysa da ekran süresi düşüktür herhalde :) İzlediğim en güzel Bl dramalarından biri oldu hatta ilk üçe girer benim için. Dizinin konusuna kısaca değinecek olursam birbirine delice rakip ve sevmeyen - öyle zannedilen- :) iki buz hokeyi oyuncumuzun aralarında yaşanan sıcak temaslar -baya sıcak ama- ve rekabete değiniyor:) Dizinin neden bu kadar çok viral olup sevildiğine dair ise birçok kişinin açıklamaları var buna oyuncuları da dahil. Bense bunun en büyük etkeninin dizinin bu kadar basit ama tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle seyircinin önünde yaşanmasına bağlıyorum. Diziye birçok kişi erkek karakterler arasında yaşanan bir ilişki olarak bakmıyorlar aslında çünkü bu doğası gereği anormal bir şey olarak görülmüyor en azından dünyada:) yani her izleyenin kendinden bir parça bulduğu, imkansızlığı, kavuşulabilen veya kavuşulamayan ya da o...
Bazen tek başımayken sessizlik içinde kendi gürültüme bile katlanamıyorum ve içimdeki, zihnimdeki o sesler yük olmakla beraber beni yiyor ve bitiriyor. Kendi kendimle konuşuyorum en başta, kendimle arkadaşlık bağı kurmaya çalışıyorum. Kendime anlatıp kendim cevaplıyorum bazı soruları. Soruların muhattabı ben miyim sanırım değilim. Peki neden cevaplayan ben oluyorum. Çünkü belirsizliği yitirmeye ihtiyacım var. Soru işaretlerinin gitmesi için muhattabı olacak kişiyle sorular ve şüpheler daha da çok artıyor gibi. Cevap aramaya ve bulmaya çalıştıkça ilginç ve komik olanı soruların daha da gürültü şeklinde kafamın içinde beni iyice bastırmaya başlaması... KENDİMİ SORULARLA BOĞUŞURKEN BULUYORUM ADETA. ama sonra fark ediyorum ki her soru benim düşmanım, duygularımın zihinsel boyutu. Öfkem, kırgınlığım, şüphelerim, kinim, affedemeyişlerim, sineye çekemeyişlerim ve çırpınışlarım. Duygularımı zihinsel boyutta sorguya çekiyorum meğersem. Bazen en üzücü olan da bunun farkında olup...