Düşünüyorum da neden bazen bizler bir girdabın içinde sürekli dolanıp duruyoruz. Neden bizlere iyi gelmeyen şeylerle yaşamaya diretiyoruz kendimizi. Kazancımız ne belki de bunca kayıp varken... Batmak üzere veya batan bir gemideyiz. Gemi suların sığlarına doğru gidiyor ama sırf o gemide yaşadık, anılarımız var ve emek verdik diye gemiyi bırakamıyoruz. Oysa ki gemi battı ve sen içinde batanla birlikte onu bırakman gerektiğinin farkında olarak ayrılmıyorsun ondan. Evet konunun gemiyle ve batmasıyla bir alakası yok. Konu sensin konu benim. Konu bizim vazgeçmediklerimiz, alışkanlıklarımız, kendimizi belki de hiçe sayarak önümüze koyduklarımız ve kaybolduklarımız. Kendimden yola çıkarakta bu yazıda kısaca buna değinmek istiyorum. Çok seviyorum, çok değer veriyorum ve evet çok EMEK verdim. ama sonuç bana iyi gelmiyor ve başka bir sonuç bırakamıyorum. Farkında mısın iki türlüsü de sadece bana zarar veriyor. Acı olan da bu farkında olmak. Bazen farkında olmak olan şeyden daha ...
Herkese merhaba:) bugün belli bir aradan sonra tekrar içimde oluşan bir özlem ve yeniden yazma hasretiyle biraz kırıcı ama yüzleştirici bir konuyla misafir olarak geldim. Geçmişteki insanlara, geçmişte kurduğumuz bağlara sıkı sıkıya sarılmak ve onlara kopamazmışcasına bağlanmak... Neden böyle veya böyle mi olacak diye düşündüğünüz oldu mu hiç. Ardımızda bıraktığımız onca insan var ama birini ya da birilerini koparıp atabilmek ne mümkün. Başkalarını bu kadar kolay unutmuş veya anılarda bırakmışken birilerini anılarda olsa dahi içimizde şu an yaşatmak neden ? Bunun en büyük nedeni Zeigarnik etkisi dediğimiz etki. Zeigarnik etkisi psikolojide bitirilmemiş ve tamamlanmamış işlerin insan üzerinde oluşturduğu duygusal ve zihinsel anlamda kullanılan bir yük aslında. özellikle duygusal ilişkilerde kendini gösteren bu etki insanlar için aşılamaz gibi gelsede süreçte doğru bir yaklaşımla azalmaya başlayan ve etkisini yitiren bir durumdur. Gelin bunu biraz daha somutlaştıralım; Şu an aklınız...